Bugün açık · 09:00–18:00 Pazartesi kapalı Bişkek'e 25 km, Çong-Taş
Ata-Beyit

I. Bölüm

Stalin dönemi baskı kurbanları

1938'de kurşuna dizilen 137 kişinin yattığı yer ve baskı müzesi.

Baskı kurbanları anıtı
Baskı kurbanları anıtı
Kurşuna dizilme
5–8 Kasım 1938
İsimler
137 ve adı bilinmeyen bir kadın
Bulunuşu
1991
Yeniden defin
30 Ağustos 1991
Bu sayfada
  1. Baskı rejimi ve Büyük Terör
  2. Kırgızistan'da baskılar
  3. Ata-Beyit'in sırrı
  4. Burada yatan devlet adamları
  5. Kurşuna dizilenlerin isimleri
  6. Otuzlar Mektubu
  7. Siyasi baskıya uğrayan kadınlar
  8. Askerlere yönelik baskılar

Bu müzedeki bilgilerin büyük bölümü, 1937-1938 yıllarında suçsuz yere kovuşturulan ve Stalin dönemi baskılarının kurbanı olan, Kırgız Sovyet devletinin ilk temellerini atan tarihî şahsiyetlere ayrılmıştır.

Baskı rejimi ve Büyük Terör

Represyon (baskı rejimi): Devlet kurumlarının uyguladığı bir cezalandırma tedbiridir. Stalin dönemi baskıları, stalinizm döneminde (1920-1953) SSCB'de yürütülen kitlesel siyasi baskılardır. Bu baskıların kurbanları, sözde siyasi (karşıdevrimci) suçlar gerekçesiyle ölüm ya da hapis cezasına çarptırılmış veya sürgüne gönderilmiştir. Araştırmacılar, bu baskıların bütün Sovyet toplumu ve demografik yapısı üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirtmektedir; sürgün edilenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyordu.

Büyük Terör: SSCB'de genellikle 1937-1938 yıllarına tarihlenen kitlesel baskı ve siyasi zulüm dönemidir. Kitlesel terör kampanyasını bizzat Stalin düzenlemiş; bu kampanya Sovyetler Birliği'nin ekonomisine ve askerî gücüne ağır zararlar vermiştir. Stalin baskılarının ideolojik temeli, Temmuz 1928'de Stalin'in Bolşevik Partisi Merkez Komitesi genel kurulunda ileri sürdüğü “sosyalizmin inşası ilerledikçe sınıf mücadelesi keskinleşir” görüşüydü. Gerçekte bu, SSCB'nin ceza organlarının önüne “halk düşmanlarını” yok etme görevini koyuyordu.

İçişleri Halk Komiserliği'nin (NKVD) 00447 sayılı emri kapsamında 1937-1938'de 681.692 kişi kurşuna dizilmiştir. Bu dönemde SSCB'de siyasi gerekçelerle toplam 1.372.382 kişi tutuklanmıştır. Karşıdevrimci ve diğer “özellikle tehlikeli devlet suçları” gerekçesiyle kurşuna dizilen bu 681.692 kişi, şartlı olarak “Stalin dönemi” kabul edilen 1921-1953 yılları arasında kurşuna dizilenlerin toplam sayısının (799.455) %85'ini oluşturuyordu.

Kırgızistan'da baskılar

İncelenen dönemde Kırgızistan'da da baskılar kitlesel bir nitelik kazanmış, doruk noktasına ulaşmış ve toplumun sosyal ve siyasi gelişimine büyük zararlar vermiştir. Eksik verilere göre totaliter devlet yıllarında yaklaşık 20 bin kişi baskıya uğramıştır. Farklı milletlerden 3.000'den fazla masum insan yargılanmadan ve soruşturma yapılmadan kurşuna dizilmiştir.

Ata-Beyit'in sırrı

Tündük biçimli anıt ve isim plakaları
Tündük biçimli anıt ve isim plakaları

Ata-Beyit, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri arasında belgeler ve kanıtlarla tespit edilmiş tek baskı kurbanları mezarlığıdır. Pek çok tarihçiye göre 1937-1938'de Kırgızistan'dan yaklaşık 40.000 kişi Stalin baskılarının kurbanı olmuştur. Ancak baskı rejimi araştırmacısı Bolot Abdrahmanov'un arşiv verilerine dayanan araştırmasına göre baskıya uğrayanların toplam sayısı 18 bin civarındadır. Bu sayıya ilişkin daha ayrıntılı açıklama yakın dönemde yapılacaktır.

1991 yılında burada, 1938'de “milliyetçi, halk düşmanı” oldukları iftirasıyla kurşuna dizilen 137 kişinin gömüldüğü yer bulunmuştur. Bübüyra Kıdıraliyeva, babasının emanet ettiği sırrı yarım asır boyunca saklamış ve Kırgızistan'ın bağımsızlık yıllarında ilgili kişilere anlatarak Ata-Beyit'in sırrını açığa çıkarmıştır.

“Yıllar sonra babam hastalanınca eski bir olayı hatırladı ve bunu bana vasiyet olarak anlattı. Öleceğini anlamıştı. ‘Kızım, o kötü kokunun geldiği, geceleri ışık parlayan tepede Kırgızların seçkinleri yatıyor. Zamanı gelince, iyi günler gelince bunu söyle kızım. Akrabaları onları arıyordur’ dedi babam,” diye anlatıyor Bübüyra Ana. Toprak kazıldığında daha 30-40 santimetreye inmeden ilk kafatası bulundu. En ikna edici kanıt, kazı sırasında bulunan “Kurşuna dizilme hükmü veren mahkemenin kararı hakkında” başlıklı belge oldu.

Naaşlar yeniden defnedilmiş ve buraya Ata-Beyit adı verilmiştir. Bulunan naaşlar arasında ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un babası Törökul Aytmatov da vardır. Ata-Beyit adını da Cengiz Aytmatov önermiştir.

Kurşuna dizilen 137 kişinin naaşlarının çıkarılmasına öncülük eden kişi, tarih bilimleri doktoru, Devlet Millî Güvenlik Komitesi albayı Bolot Abdrahmanov'dur. “Kurşuna dizilenlerin cesetleri gelişigüzel üst üste atılmıştı. Kafataslarındaki kurşun delikleri ilk kanıttı” diyor. Tarihçiler, Kırgızistan topraklarında bu türden bilinmeyen onlarca yerin bulunabileceğini, bunların kazılarla aydınlatılması ve araştırılması gerektiğini belirtmektedir.

Burada yatan devlet adamları

Baskı kurbanları müzesi
Baskı kurbanları müzesi
1894 – 1938

İmanalı Aydarbekov

1894'te Rusya İmparatorluğu'nun Yedisu (Ceti-Suu) vilayetindeki Arçalı köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Frunze'de kurşuna dizilmiştir. Sovyet döneminin Kırgız devlet adamı ve politikacısıdır; Kara-Kırgız Özerk Bölgesi Devrim Komitesi Başkanı ve Kırgız ÖSSC Yüksek Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmıştır.

Devamı
1901 – 1938

Cusup Abdrahmanov

28 Aralık 1901'de Türkistan bölgesinin Prjevalsk ilçesine bağlı Küngöy-Aksuu bucağının Çirkey köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Frunze'de kurşuna dizilmiştir. Sovyet devlet adamı ve politikacısıdır; Kırgız ÖSSC Halk Komiserleri Konseyi'nin ilk başkanıdır.

Devamı
1903 – 1938

Törökul Aytmatov

1903'te Sırdarya vilayetinin Oluya-Ata ilçesine bağlı Kürküröö bucağında doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Frunze'de kurşuna dizilmiştir. Politikacı ve devlet adamıdır; Kırgızistan Komünist Partisi Merkez Komitesi ikinci sekreteri ve Kırgız ÖSSC Ticaret Halk Komiseri olarak görev yapmıştır.

Devamı
1897 – 1938

Bayalı İsakeyev

1897'de Koçkor Vadisi'ndeki Üçükö bucağına bağlı Ükök köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Frunze'de kurşuna dizilmiştir. Kırgız Sovyet devlet ve parti adamıdır; Kırgız ÖSSC Halk Komiserleri Konseyi Başkanı olarak görev yapmıştır.

Devamı
1903 – 1938

Osmonkul Aliyev

1903'te Çüy Vadisi'nin Cayıl yöresine bağlı Çolok-Arık köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Voroşilov ilçesinin Çong-Taş köyünde kurşuna dizilmiştir. Kırgızistan'ın ilk eğitimcilerinden biridir; aynı zamanda gazeteci, devlet adamı ve politikacıdır.

Devamı
1901 – 1938

Kasım Tınıstanov

10 Eylül 1901'de Issık Göl ilçesinin Çırpıktı köyünde doğmuştur. 6 Kasım 1938'de Frunze'de kurşuna dizilmiştir. Kırgız dilbiliminin kurucusu ve modern Kırgız edebiyatının kurucularından biridir; şair, yazar, eğitimci, kamu insanı, gazeteci ve ilk Kırgız profesördür.

Devamı
1905 – 1938

Murat Salihov

1905'te Fergana vilayetinin Ravat köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Voroşilov ilçesinin Çong-Taş köyünde kurşuna dizilmiştir. Kırgız Sovyet devlet ve parti adamıdır; 1937'de Kırgız ÖSSC Halk Komiserleri Konseyi Başkanı, 1938'de Kırgız SSC Yüksek Konseyi üyesi ve SSCB Merkez Yürütme Komitesi üyesi olmuştur.

Devamı
1904 – 1938

Erkinbek Esenamanov

1904'te Sırdarya vilayetine bağlı Oluya-Ata ilçesinin Kara-Say köyünde doğmuştur. 5 Kasım 1938'de Voroşilov ilçesinin Çong-Taş köyünde kurşuna dizilmiştir. Sovyet ve parti adamıdır; 1937'de Kırgız ÖSSC Toprak Halk Komiseri olarak görev yapmıştır.

Devamı

Bu insanlar, ülkenin ilk siyasi ve ekonomik gelişiminde, halkın eğitilip aydınlanmasında en önemli rolü oynamışlardır. Ata-Beyit'te bulunan 137 kişi 19 farklı millete mensuptur; bunlardan 45'i Kırgız, diğerleri farklı milletlerdendir.

Kurşuna dizilenlerin isimleri

İsim listesini atla
137 · Baskı kurbanlarıTüm isimler →

Yaklaşık bir değerlendirme yapılsa bile, 16 yaşındaki gençlerden 80 yaşındaki yaşlılara kadar; parti ve hükümet yöneticileri, yüksek eğitimli uzmanlar, komutanlar ve bilim insanlarından sıradan işçi ve köylülere, okuma yazma bilmeyen kolhozculara ve küçük tüccarlara kadar pek çok kişi siyasi baskının kurbanı olmuştur.

Zulme uğrayanların sosyal portresinin önemli bir özelliği de etnik çeşitliliktir: 55 farklı milletin temsilcileri baskıya uğramıştır.

On ciltlik “Kırgızistan'da Siyasi Baskı Kurbanları (1920-1953)” adlı eserdeki verilere göre 1920-1953 yılları arasında Kırgızistan'da baskıya uğrayanların sayısı 17.134'tür.

Otuzlar Mektubu

Müzede, 1920'li ve 1950'li yıllar arasında zulme uğrayan siyasi ve toplumsal çevrelerin temsilcilerine ilişkin bilgiler de yer almaktadır:

Geçen yüzyılın 20'li yıllarında Kırgız özerk bölgesinde halkın sosyoekonomik durumu pek iyi değildi. 1916 ayaklanmasından sonra pek çok sorun yaşanmış, tarım üretimi durma noktasına gelmişti. Bu da yetmiyormuş gibi yöneticiler kendi aralarında bölünmüş, aydınlar arasındaki anlaşmazlıklar kızışmış ve siyasi durum gerginleşmişti. Böyle bir ortamda kamuda çalışan bir grup, bölgenin sorunlarını ele alan bir mektubu merkezî hükümete göndermiştir.

Mektup, Kırgız özerk bölgesinin yürütme organında görev yapan 30 kişi tarafından yazılmıştır. Bunlar arasında Abdıkerim Sıdıkov, İşenalı Arabayev, İmanalı Aydarbekov ve Abdıkadır Orozbekov önderliğindeki Kırgız aydınları ile kolluk, sağlık ve tarım alanlarındaki kurumların başkanları vardı. İlk aşamada mektubu imzalayanların sayısı 31'e ulaşmıştı.

Ancak daha sonra Pişpek ilçesi yürütme kurulu başkan yardımcısı Bakas Muratov imzasını geri çekince imzacıların sayısı 30'a düşmüştür. Mektupta tarım üretiminin aksadığı ve toprak dağıtımında eşitlik ilkesine uyulmadığı belirtiliyordu. “Otuzlar” toplam sekiz talepte bulunmuş, bu talepler karşılanmazsa görevden alınmak istediklerini bildirmiş ve durum değişmezse bu tarihî sorumluluğu üstlenemeyeceklerini vurgulamışlardır. Mektup ilgili makamlara ulaştıktan sonra Kara-Kırgız Özerk Bölgesi yürütme komitesinin birinci sekreteri Mihail Kamenski kendi isteğiyle istifa etmiştir. Mektubu imzalayanlar ise işlerinden çıkarılmış ve soruşturmaya uğramıştır. Bundan bir yıl geçmeden Kırgızistan özerk cumhuriyet statüsünü almıştır.

Siyasi baskıya uğrayan kadınlar

1920'li yıllardan 1950'li yıllara kadar hem erkekler hem de kadınlar siyasi baskıların kurbanı olmuştur. 15 Ağustos 1937'de NKVD'nin 00486 sayılı emri çıkarıldı; emir, askerî kolejyum ve askerî mahkemelerce birinci ve ikinci kategoride mahkûm edilen vatan hainlerinin ve Troçkist casusluk ve sabotaj örgütü üyelerinin eşlerine yönelikti. 27 Temmuz 1942'de SSCB NKVD'si ve Savcılığının 252 sayılı direktifiyle sözde vatan hainlerinin aile üyeleri mahkûm edildi; davaları Özel Kurul'da görüldü. Böylece iki grup baskıya uğradı: birincisi siyasi baskıya uğrayan yöneticilerin eşleri, ikincisi İkinci Dünya Savaşı sırasında vatana ihanetle suçlananların aileleri. SSCB'nin tüm topraklarında, kısa adı “Gulag” olan Kamplar Genel Müdürlüğüne bağlı 428'den fazla kamp vardı. Bunlardan dördü kadınlara ayrılmıştı: Rusya'daki Temlyakovski, Mordovya'daki Temnikovski, Kazakistan'ın Akmola bölgesindeki ALJİR ve Bişkek'e yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki “Cañı-Cer” kampı. “Kırgızistan'da Siyasi Baskı Kurbanları (1920-1953)” adlı kitaptaki arşiv belgelerine göre Cumhuriyette toplam 700'e yakın kadın baskıya uğramış, bunlardan 34'üne en ağır ceza verilmiştir.

Askerlere yönelik baskılar

Sovyet toplumunda baskının hedeflerinden biri de Silahlı Kuvvetlerdi. Kırgızistan'daki askerî baskılar fiilen 1936'nın ikinci yarısında başlamıştır; ancak en büyük boyutlarına, Mareşal Tuhaçevski ve diğer yedi üst rütbeli komutanın Mayıs-Haziran 1937'de tutuklanıp yargılanması ve kurşuna dizilmesinden sonra ulaşmıştır. Askerî personele yönelik baskılar 1937-1938'de zirveye çıkmış, 1939-1941'de ise keskin biçimde azalmıştır. Cumhuriyetteki Kızıl Ordu'nun onlarca komutanı ve askeri, hukuksuzluğun ve asılsız suçlamaların kurbanı olmuştur. Siyasi baskının asıl darbesi komuta kademesine yönelikti. Kırgızistan'da Kızıl Ordu'daki baskı kurbanlarının büyük bölümünü, SSCB Yüksek Mahkemesi Askerî Kolejyumu'nun yargıladığı “Sosyal-Turan Partisi” katılımcıları ve üyeleri oluşturuyordu. 1937-1938'de Cumhuriyette Silahlı Kuvvetlerin oluşumunun ve gelişiminin öncüsü olan seçkin komutanlar (44 kişi), bu partinin “askerî şubesine” üye oldukları iftirasıyla baskıya uğramıştır. Aralarında halkının seçkin evlatları, ilk eğitimli askerî kadrolar vardı. “Kırgız Cumhuriyeti'nde Siyasi Baskı Kurbanları (1920-1953)” kitabına göre Cumhuriyette toplam 593 asker baskıya uğramıştır. Askerlere ve askerî birliklerin yönetimine karşı yürütülen baskı politikası Cumhuriyetteki askerî yapılanmaya ciddi zarar vermiştir. Aynı dönemde NKVD organları da terörün hedefi olmuştur. Araştırmacılara göre SSCB'de toplam 20 binden fazla çekist baskıya uğramıştır. Aynı kitaba göre Kırgızistan'da, 125'i NKVD mensubu olmak üzere 284 kolluk görevlisi baskıya uğramıştır.

Modern toplumun önemli görevlerinden biri, tarihî adalet ve sorumluluk duygusuyla geçmişi doğru değerlendirmek, ondan doğru dersler çıkarmak ve siyasi baskıya uğrayan yurttaşlarımızın isimlerini unutmamaktır. Stalin baskılarının pek çok kurbanı aklanmış ve itibarları iade edilmiştir. Aklanma sürecinin yeni bir aşaması ise önümüzde duruyor.